Küllüoba Kazısı

KÜLLÜOBA HÖYÜĞÜ

                                                                                                                                                                           Prof. Dr. Turan EFE

Eskişehir ilin’nin 35 km güneydoğusunda, Seyitgazi ilçesi’nin 15 km kuzeydoğusunda ve 1.3 km Yenikent Köyü’nün güneyinde yer alan Küllüoba höyüğü 300x150 m. ebatlarında oval bir höyük olup ova seviyesinden yüksekliği de 10 m. kadardır. Höyükte en azından Geç Kalkolitik sonlarından (kabaca M.Ö. 4. binyıl ortası) M.Ö. 1900 yıllarına kadar, hemen hemen kesintisiz yerleşildiği anlaşılmaktadır. Höyüğün yakın çevresinde ve güneybatıya doğru olan tarlalarda, geç Helenistik dönem kalıntıları da mevcuttur.

Geç Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı’na Geçiş Dönemi(M.Ö. 3500-3000)

Höyüğün batı kesiminde yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan en alttaki Geç Kalkolitik dönem dolgusu henüz çok sınırlı bir alanda araştırılabilmiştir. Etrafını, zigzaglar oluşturan bir savunma duvarının çevrelediği ve evlerin sura bitişik olarak inşa edildiği ve ön cephelerinin ortadaki avluya açıldığı, İlk Tunç Çağı’na Geçiş dönemi yerleşmesi, Demircihüyük’ten çok iyi bildiğimiz ‘İç Batı Anadolu Yerleşim modelinin öncüsü olması açısından büyük önem taşımaktadır. Evlerin kerpiç duvarları yer yer çatıya kadar korunmuştur.

İlk Tunç Çağı I Dönemi (M.Ö. 3000-2700)

Bu dönemle ilgili olarak höyüğün belli kesimlerinde yapılan sondajlarda duvar kalıntıları ele geçirilirken, güneydoğudaki tarlalarda daha geniş bir alanda çalışılarak bu dönemin son evresine ait yana yana bağımsız olarak inşa edilmiş, iki sıralı odalardan oluşan evler ortaya çıkarılmıştır.

İlk Tunç Çağı II Dönemi (M.Ö. 2700-2400)

Altı mimari evre içeren bu dönem yerleşmesi, Küllüoba’da Yukarı ve Aşağı Şehir’den oluşur. Kabaca dörtgen planlı olan Yukarı Yerleşme’de (kale) söz konusu olan yerleşim modelinde, dışta zikzaklar yapan bir çevre duvarı ve bu duvara arka kısımlarından dayalı, yan yana bitişik evler yer alır. Bu evler, ön taraflarından ortadaki büyük avluya bakmaktadır.  Kuzeydoğuda daha küçük ikinci bir avlu yar alır.  Yukarı Yerleşme’de, çevre duvarı üzerinde avlularla bağlantılı olarak bugüne kadar dört ana ve iki de tali kapı ortaya çıkarılmıştır.

Kompleks I: Doğuda, Yukarı Yerleşme’nin kuzeydoğuya doğru çıkıntı yaptığı kısımda yer alan ve 20X25 m ebatlarında, daha küçük bir avlu ve etrafında sıralanan yapılardan oluşan ve kendi içinde bir mimari bütünlük oluşturan kısım “Kompleks I” olarak adlandırılmıştır. Buraya sadece Doğu Kapısı ve batıda büyük avlu ile irtibatı sağlayan koridor şeklindeki bir giriş vasıtasıyla ulaşılabilmektedir.  

Kompleks II: Kale’nin batı kesiminde, etrafını birbirlerine bitişik olarak inşa edilmiş evlerin çevrelediği büyük avluda 31X24 m ebatlarında, büyük bir kompleks (Kompleks II)  ortaya çıkarılmıştır. Bu kompleks anıtsal bir megaron ve kuzey bitişiğinde yapı birimlerinden oluşan bir müştemilat içerir. Bu kompleksin kuzeybatısındaki boş alanda ise 15 m uzunluğunda, trapez şekline diğer bir bağımsız yapı yer alır.

Aşağı Yerleşme: Yukarı Yerleşme’yi (kale) çevreleyen duvarın dışında yer yer Aşağı Yerleşme’ye ait evler de ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan bazıları yan yana bitişik ve sura arka kısımlarından yaslanmış olarak, Kale’nin batısında ve güneydoğusunda kazılmıştır. Ayrıca güneydoğudaki tarlalarda bağımsız olarak inşa edilmiş, daha basit planlı, duvarlarının daha ince ve özensiz olduğu evler de söz konusudur.

İlk Tunç Çağı III Dönemi (M.Ö. 2400-1900)

Küllüoba’da İTÇ III döneminin evreleri  AA 19 plankaresinde üst üste tabakalanmış olarak saptanmıştır. Burada altta en azından üç evreli bir erken İTÇ III dönemi ve onun üzerinde de 5 evreli bir Geç İTÇ III (Geçiş Dönemi) söz konusudur. Her iki döneme denk gelen kültür dolgusunun kalınlığı hemen hemen 5.0 m. ye ulaşmaktadır.

Erken İTÇ III dönemi araştırmaları, Suriye-Kilikya bölgesi ile Kuzey Ege (Troya-Poliochni) arasında iç kuzeybatı Anadolu üzerinden önemli bir ticari ilişkinin kurulduğu ve bu ilişkilerin bölgenin kültürel ve siyasal gelişimine nasıl yansıdığı konularında önemli bilgiler vermiştir. Bu bağlamda özellikle çanak çömlekte ortaya çıkan yeni mal grupları ve formları ile,  ilk çark yapımı çanak çömleğin özellikleri hakkında ayrıntı bilgiler elde edilmiştir.

Küllüoba kazıları sayesinde, Geç İTÇ III dönemi mimarisi hakkında da önemli veriler elde edilmiştir. Evler tek veya çok odalı, bağımsız olarak inşa edilmiştir. Ayrıca bu döneme ait bol miktarda stratigrafik çanak çömlek ele geçirilmiştir. Eskişehir ve yakın çevresi bu dönemde kültürel/politik açıdan batıdan kopup Orta Anadolu ile bütünleşmiştir. Bu döneme ait taştan kurşun figürin kalıbı, Küllüoba’da ele geçirilmiş buluntuların en önemlilerinden birini oluşturur.  

Sonuç olarak Küllüoba kazıları, her şeyden önce İlk Tunç Çağı’na ait kesintisiz bir stratigrafi vermiştir. Bu durum “Batı Anadolu İTÇ Kronolojisi” nin daha sağlıklı saptanması bağlamında büyük önem taşımaktadır. Bu kazılar ayrıca İTÇ II’de, içinde yer aldığı “Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu”nun özellikleri, gelişimi ve komşu bölgelerle olan ilişkileri konusunda önemli bilgiler vermiştir.  Bu kazılarla ayrıca, İTÇ III’te Çukurova (Kilikya) üzerinden Mezopotamya ve Troya arasında kurulduğu anlaşılan ticari ilişkilerle ilgili ilave ipuçları elde edilmiştir. Geç İTÇ III ile ilgili elde edilen bulgular da iç kuzeybatı Anadolu’nun bu dönemde kültürel ve belki de siyasal olarak Orta Anadolu ile bütünleştiğini göstermektedir.

 

 

Resim 1: Küllüoba Höyüğü, güneyden.

Resim 2: Kompleks II, kuzeyden (İlk Tunç Çağı II Dönemi).

Resim 3: İlk Tunç Çağı II Dönemi Aşağı Yerleşme evleri.

Resim 4: Yangın geçirmiş iki odada bulunan çanak çömlek örnekleri (Geç İlk Tunç Çağı II Dönemi).

Resim 5: Pişmiş toprak ve mermerden heykelcikler ile metal eserler.