Ekonomik Teşkilatları, Esnaf Loncaları

EKONOMİK TEŞKİLATLAR, ESNAF LONCALARI

Eskişehir bölgesi, 11. yy’dan itibaren Ortaçağ boyunca doğudan gelen Türklerin yerleşebildikleri en uç batı sınırı olmuştur. Anadolu’ya göçler ile gelip yerleşen Türkler, kondukları topraklarla bütünleşebilmek için çoğu zaman geldikleri yerlerin ya da boyların adlarını vermişlerdir. Nitekim bu dönemde bölgeye yerleşen Oğuz boylarının adlarını taşıyan Sivrihisar‘ın Kınık, Döger, Kepen, Ayvalı, Avşar, Mihallıçık’ın Kayı, Büğdüz, Alpu’nun Yakakayı ve Bozan köyleri bunun kanıtıdır ve bu dönemde yerleşen Türkmenlerin son durağı olduğunu göstermektedir.

Dönemimizde bölgeye yerleşen Türkmenlerin toplumsal yapısını oluşturan “Tarihçe” bölümünde üzerinde durduğumuz siyasi etkenlerin dışında iki temel unsur kendini gösterir. Bunlardan birisi; bir anlamda ekonomik yapıyı da belirleyen Ahilik, diğeri dini ve sosyal yapıyı meydana getiren Tarikat Müessesesidir.

Ahilik

Ahi kelimesi Arapçada “Kardeşim” anlamını taşımasına rağmen 13. yy’dan itibaren Anadolu’da yaygınlaşan bir kurumun üyelerine verilen özel ad olmuştur. Türkçede, eli açık, konuksever ve yiğit anlamına gelen “Ahi” kelimesi ile anlam benzeyişi içindedir.

Kurum olarak ele alındığında Ahilik 12. yy’dan başlayarak gelişen, Abbasi halifesi Nasır Li-Dinillah (1180-1225) devrinin büyük mutasavvıfı Şahabeddin Abu Hafs Ömer Al-Sühreverdi’nin yazdığı “Fütüvvetname” ile kurallaşan Fütüvvet örgütünün Türklerin Anadolu’da biçimlendirdiği bir örgüt olduğu açıkça görülmüştür.  

Ahilik sosyal ve ticari hayatı olumlu yönde etkileyerek esnaf ve sanatkarın temiz, ahlaklı ve yardımsever kişiler haline gelmesine yol açmıştır. Ahilerde dışa ve içe ait genel ahlak kurallarının belirlenmesinde fütüvvetnamelerin payı bulunmaktadır.

Ahiler devletin her zaman yanında yer alarak devlet müesseselerinin iyi işlemesine yardımcı olmuşlardır. Devletin Milli güvenliğini sağlama görevinde yardımcı olmuşlardır. İhvan ve fityanlar iç karışıklıkların ve ayaklanmaların bastırılmasında kullanılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde, ilk yöneticilerin çoğunun Ahi olduğu bilinmektedir. Osman Gazi, Orhan Bey, I. Murad ve Alaaddin Paşa buna örnek olarak verilebilir. Ahi birlikleri Osmanlının ilk zamanlarında oldukça önemli görevler yerine getirmişlerdir. Fakat Osmanlı devletinin merkezi yönetimi yeterince güçlendikten sonra Ahi birlikleri ve teşkilatının siyasi fonksiyonu ortadan kalkmıştır.

Ahilik zaviye adı verilen toplantı veya konukevleri yolların güvensiz, taşıma araçların ilkel, han ve benzeri konaklama yerlerinin az olduğu bir çevrede çok önemli sosyal görevler yerine getirmiştir.

Ahi zaviyelerine şehirlerde; müderris, kadı ve vaizler gibi ileri gelen kişiler giderdi. Bu kişiler han, hamam yaptırıp zengin vakıflar kurmuşlardır. Ayrıca Ahi birlikleri, evlenme, doğum, hastalık, işsizlik ve ölüm gibi sosyal risklere karşı üyelerine veya bunların ailelerine ayni ve nakdi yardımlarda bulunan dayanışma sandıkları kurmuşlardır.

Zaviyeler mesleğin ulusu Ahi baba tarafından kuruluyor, devamlılığı ise vakıflarla sağlanıyordu.

Eskişehir Çevresinde Ahiler

Ahilik kültürü ve teşkilatının oluştuğu ilk illerden biridir Eskişehir. Tanzimat Dönemi’nin de ilk Ticaret Odalarından biri olan Eskişehir Ticaret Odası, 1893 yılından bu yana üyesi olan ticaret ve sanayi kuruluşlarına hizmet vermektedir.

Oda bugün 40 meslek komitesinde örgütlenmiş 14.000’in üzerinde üyesine dünya standartlarında hizmet sunmaktadır. Eskişehir’de bulunan işletmelere ait ticaret sicil kayıtlarının tutulması başta olmak üzere ATA Karnesi, TIR Karnesi, dolaşım belgeleri gibi birçok ihracat belgesinin tasdiki, Karayolu Taşıma Belgelerinin düzenlenmesi, kapasite raporu ve yerli malı belgesi tanzimi, vergi ve hukuk danışmanlığı ile fuar organizasyonları gibi hizmetleri üyeleriyle buluşturmaktadır.

İlkçağdan bugüne askeri ve ticaret yolları üzerinde yer alan bölgede, dönemimizde yerel imkanların sunduğu bu iki temel unsur dışında, ekonomiyi bölgesel ticaretin dışına taşıran bir esnaflık müessesi görülür. Cacaloğlu Nureddin Vakfiyesi’nde 13. yy’da Eskişehir’de bölgede bulunmayan ürünlerin satıldığı iki han ile bitişiğindeki dükkanlardan ve bez, yünlü, ipekli kumaşlar pazarından bahsedilmektedir. Bunun dışında aynı vakfiyede sekiz dükkanı olan bir mülk sahibi ve bir nehhasdan (bakırcı) söz edilmektedir. 15. yy’a ait bir vakfiye Sivrihisar bezzazistanında (dokumacılar çarşısı) yer alan otuz altı dükkanın varlığından söz eder. Sadece manifatura üzerine çalışan otuz altı dükkanın alışveriş kapasitesi, bölgedeki ekonomik hayatın hareketini göstermesi açısından önemlidir.

Bu durum, bir anlamda ele aldığımız dönemde bölgenin ticaret hayatını dini temalar ile birlikte belirleyen Ahilik müessesesinin de gücünü göstermektedir.

Eskişehir yöresinde Ahilerin yoğun olarak yerleştiği görülmektedir. Eskişehir’in ve Sivrihisar’ın merkez köyleri arasında adını günümüze kadar korumuş olan iki “Ahilik” köyü bulunmaktadır. Mihalıççık köylerinden olan Ede Hisar ve Ahi köylerinin de ahilerle ilişkisi çok açıktır ve bunun anısını günümüze kadar taşımışlardır. Ahilik bu civardaki etkin varlığı, adlarına kurulan zaviyelerden, vakıf ve mülk kayıtlarından ortaya çıkmaktadır.

Kaynak:

Altınsapan, E., Ortaçağ’da Eskişehir ve Çevresinde Türk Sanatı (11.-15.yy Mimarisi), Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları No:1091, Eskişehir, 1999.